Site Menüsü

KAÇAK KÖPEK BİBER

 KAÇAK KÖPEK BİBER - Miyase Sertbarut

KAÇAK KÖPEK BİBER

Bu anlatı 9-12 yaş grubu için ideal. Biber, bir polis köpeği olmak üzere eğitilirken emir komuta zinciri içinde bomba arayıp bulmanın ya da uyuşturucu koklayıp kaçakçı bulmanın  kendi özüne göre olmadığını anlayarak eğitildiği yerden kaçar. Kendini Kurtuluş Parkı'nda bulur. Bu parkta hamburgerin yarısını paylaşan bir köpekle tanışır. Ona Asi adını uygun görür. Asi'yi, Suskun,Vızlak,Ateş,Kontes ve Aslan izler. Parkta köpeklerden başka güvercinlere vermek üzere yem satan amca da vardır. Boğazından bir boru çıkan amca garip metalik bir sesle konuşur. Bir hastalıktan sonra doktorlar takmıştır boruyu. Biber, Kolej Kavşağı denen yerde bir eylem olacağını öğrenir. Eylem nedir bilmez ama yine de o tarafa doğru yönelir. Bir de ne görsün, otobüslerle polis .Sayıları neredeyse eylemcilerden bile çoktur.  Eylemciler ,okullarında daha fazla özgürlük ve parasız eğitim isterler. Eylemciler slogan atıp,hoplayıp zıpladıktan sonra Kızılay Meydanı'na yürümek ister ancak polis müdahalesi ile durdurulurlar. Size tanıdık geldi mi olanlar? Gaz, dayak gırla gider. Biber de gazdan nasibini alır. Biraz kendine geldiğinde gördüğü manzara bir polis tarafından saçlarından sürüklenerek götürülen bir kız öğrencidir. Kıvır ,kıvır saçlı bir kız öğrencidir sürüklenen. Biber kararını verir. Kıvırcık'ı  kurtaracaktır. Atılır polisin kolunu tıpkı aldığı eğitimde öğretildiği gibi ısırır. Can yakacak ancak büyük yaraya yol açmayacak kadar bir ısırık. Görüntü avcısı gazeteciler ve televizyoncular bu sahneyi kaydeder. Kıvırcık ise Biber ile beraber karışıklıktan istifade kaçıp yan sokaklarda kaybolur. Daha sonra olanlar anlatının esas heyecanını oluşturur. O gece televizyonlarda Biber'in ısırma sahnesi gösterilir ve polis Biber'i aramaya başlar. Bir taraftan polis Biber'i ararken bir taraftan insan davranışları bir bir sergilenmeye başlar. İyi kalpliler, gammazcılar, şefkatliler, şefkatsizler.Aç gözlüler, Biber'i koruyanlar, Biber'e konan ödülü alabilmek  için onca yıllık komşusunu ihbara yönelenler.Çeşit çeşit insan davranışı. Miyase Sertbarut, bu kitabı Gezi olaylarından ve Başbakan "Tencere tava çalan komşunuzu ihbar edin " demeden önce yazmış. Ancak sanatçı önsezisi ile insan davranışlarına ışık tutmuş, karanlık günleri sanki önceden kestirmiş. Bu anlatıda  hem çok heyecanlı bir takip öyküsü var; hem de dostluk ve dayanışmanın gücü var. Güzel olan bu dayanışma sadece hemcinsler arasında değil. Köpek,köpeğe destek olduğu kadar, yeri gelince  köpek insana ya da insan köpeğe destek oluyor yani canlılar arasında bir birlik ve dayanışmayı sergileniyor. Eserin en çok bu yönünü sevdim. Heyecanlı kurgusu ve pırıl pırıl dili ile çok zevkli bir okuma sunuyor Kaçak Köpek Biber . Özgür ruhlu Biber'in yeni maceralarını sabırsızlıkla bekliyorum.

Dünya Kitap eki 6.9.2013

Ayfer Gürdal Ünal
ahru@tnn.net

Boyun eğmek ya da başkaldırmak…  Şiirsel TAŞ  İyi Kitap sayı: 53 - Yıl 2013

Miyase Sertbarut Kaçak Köpek Biber adlı kitabında, annesi gibi polis köpeği olmak istemeyen Biber’in özgürlük uğruna, rahatından vazgeçip kendini bilinmeyenin riskli sularına atışını anlatıyor. Biber kendini hayatın içinde tanıyor…

Üç-beş ay öncesinde olsaydık ve polis köpeği olmayı reddeden Biber adlı bir köpeğin öyküsünü okuyacağımı bilseydim, kitap bu denli ilgimi çeker miydi, bilmiyorum. Ama son iki ay içinde yaşananlar, algıda başka türlü bir seçiciliğe sebep oldu sanırım. Dolayısıyla Miyase Sertbarut’un Kaçak Köpek Biber adlı kitabını görür görmez, algım kitabı seçip okuma kararı aldı. Annesi gibi polis köpeği olmak üzere eğitim alan, üstelik de bu alanda çok yetenekli bir Alman kurdu olan Biber’in kendi hayatına dair başka planları vardır. Salt başını sokacak güvenli bir barınak ve tok bir karın uğruna “Atıl kurt!”, “Otur kurt!” komutlarıyla koşulsuz şartsız itaat etmenin, bomba arayıp uyuşturucu koklamanın ona göre olmadığına karar verir Biber. Ve eyleme geçmeye karar verir.

Eğitim merkezini çevreleyen dikenli telleri aşmak Biber için iş değildir. Evet, artık korunaklı bir barınak, güvenli bir ortam, önüne düzenli olarak konan bir kap yemek yoktur hayatında ama eğitim merkezinde edindiği beceriler ve tecrübe sayesinde müthiş bir donanımı vardır. Bu becerileri ve tecrübeyi nasıl kullanacağına karar vermek ise telin dışına çıktığı andan itibaren bütünüyle kendi inisiyatifindedir. 

EYLEM GÜZELİ

Dışarıdaki hayatının ilk günlerinde, Ankara’da üniversite öğrencilerinin yaptığı bir eylemin içinde bulur kendini Biber. “Attıkları slogandan okullarında daha fazla özgürlük istediklerini anladı. Bunu anlaması zor olmamıştı. Çünkü kendisi de özgürlük konusunda buradakiler gibi bağırmasa da uzun zaman düşünmüştü.”

Kurgunun düğüm noktasıdır bu eylem. Üniversite öğrencileri, onları engellemek isteyen polisin uyarılarına aldırış etmeksizin yürümeye devam eder ve müdahale başlar. “Önce gaz sıkıldı. Pek çok genç gözlerini, yüzlerini ovuştura ovuştura kaçışmaya başladı. Yakıcı, keskin hava Biber’e kadar gelmişti. Eğitim merkezindeki deneyimi ile kendini çok çabuk park çalılarının arkasına attı, yüzünü rüzgâra dönüp ciğerine çekecek temiz hava aradı.”

Biber, eylemci öğrencilerden birini polisin elinden kurtarmak için polis müdürünü ısırır. Yazar ise basının aşina olduğumuz tavrıyla dalgasını geçer: “Bazı gazeteler eylemcileri destekledikleri için Biber’in kocaman fotoğrafının altına ‘EYLEM GÜZELİ’ yazmışlardı koca koca harflerle. Eylemcileri desteklemeyen gazeteler de benzer bir fotoğrafın altına ‘ANARŞİST KÖPEK’ demekte bir sakınca görmemişti. Hangi sıfat eklenirse eklensin bizimkinin başı dertteydi.”

DÖNÜŞÜM NASIL GERÇEKLEŞİR?

Masal ve öykü kitaplarının yanı sıra Kapiland’ın Kobayları, Kimsin Sen?, Çöp Plaza gibi farklı konulara el atan romanlarıyla tanıdığımız Miyase Sertbarut’un son kitabı gerçekten de ilginç bir zamanlamayla çıktı okurun karşısına. Son dönemde hayatımızı Gezi Parkı ekseninde patlak veren olaylara odaklayıp yaşadık ama şunun da farkındayız ki bu ne ilkti ne de son. Geçmişi onca gerilere uzanan dertlerin yakın bir gelecekte çözümlenivereceğini düşünmek nereden bakarsak bakalım naiflik olacaktır.

 

Sertbarut’un kitabındaki antropomorfik köpek Biber, gazı atanın değil, yiyenin tarafında olmayı tercih eder. Öte yandan bu tercihini destekleyecek kadar özgüveni, donanımı ve becerisi vardır. Evet, bu bir çocuk kitabı ve evet, nerden bakıp ne görmek istiyorsak onu görüp fark ederiz. Belki de bu yüzden kurguyu besleyen pek çok ayrıntıyı es geçme ihtiyacı içindeyim. Zira son bir aydır kelimenin tam anlamıyla DURDUĞUM köşeden bir Biber’e bir de bize baktığımda gördüklerime dayanarak sorduğum soru şu: Mevcut koşullarda bir değişim-dönüşüm yaratmak için gereken donanım ve becerilere sahip olduğumuzu söyleyebiliyor muyuz gerçekten? Ya da var olan potansiyeli hangi ölçüde değerlendirebiliyor, işlevsel kılabiliyoruz? Yok, daha kırk fırın ekmek yememiz gerektiğini görüyor, havanda su dövmek istemiyorsak, ne yapabiliriz Biber kadar kararlı, keskin ve acı olabilmek için?

Kaçak Köpek Biber

Miyase Sertbarut
Resimleyen: Çınar Dize Sertbarut
Tudem Yayınları, 104 sayfa



KARANLIĞIN KABA GÜCÜNE KARŞI BİR ROMAN: Kaçak Köpek Biber

Mavisel Yener

Kaçak Köpek Biber, polis köpeği olmak istemeyen Biber'in kimliğinde özgürlük, sevgi, üretim, değişim, paylaşım, bağımsızlık konularına büyüteç tutan bir kitap. Miyase Sertbarut bu romanı kaleme alırken gezi ruhu henüz yeşermemişti; o bir kâhin değil, ama öngörüsü olan, fark edilmeyeni fark edilir kılan bir yazar. Roman, çocuk okurun düşünce sürecine Biber'in öyküsüyle katkı veriyor.

Biber'in annesi bir polis köpeği ama bu onun da polis köpeği olmasını gerektirmiyor. Biber eğitim kampında doğmuş, çok yetenekli. Fakat özgür ruhlu bir köpek o. Büyüdükçe bilinçleniyor, bilinçlendikçe aydınlanıyor. Polisler onun "biraz kurabiye, çokça eğitim" ile yola geleceğini düşünse de Biber bağımsız yaşayabilmenin şartlarını çoktan biliyor. Kente oldukça uzak olan köpek eğitim merkezinden kaçarak hayallerini gerçekleştirme yoluna adım atıyor. Bir gün bir gece yürüyüp Ankara'ya ulaştığında kendi gibi özgür yaşayan sokak köpekleriyle arkadaş oluyor. Onların sesini öyküsüne yansıtıyor.

Asi, Suskun, Vızlak, Ateş, Kontes, Aslan adını verdiği sokak köpeklerinin yaşadığı Kurtuluş Parkı'nda yankılanan nice ses var kitapta. Biber bu parkta neler görmüyor ki? Gerçek bir eyleme bile tanık oluyor. Ama o da ne? Polis eylemcilerin yürüyüşüne izin vermiyor. Üstelik onlara gaz sıkıyor. "Ortalık ana baba gününe dönmüştü. Yerlere yatanlar, gözlerinden yaş fışkıranlar, öksürenler, bağırıp çağıranlar..." (sf27) Metni okurken ister istemez biber gazıyla karşılaşan kediler, köpekler, karıncalar, kuşlar, tırtıllar düşüveriyor aklımıza... Neyse ki kahraman köpek Biber epey dayanıklı çıkıyor.

Biber, direnen gençlerden birini sürüklemeye çalışan polisi hafifçe ısırıp genç kızı kurtarınca polisin "arananlar" listesine giriveriyor. Polisler de şaşkın, nereden çıktı bu köpek? Eylemcileri desteklemeyen gazeteler Biber'in boy boy fotoğrafını basıp "Anarşist köpek" diye yazmakta sakınca görmüyor. Emniyet müdürlüğünün Biber'i getirene ödül vereceğini duyurmasıyla gözünü para hırsı bürüyen insanoğlunun neler yapabileceğine de tanık oluyoruz. Biber'in ve diğerlerinin bundan sonraki öyküsünü ilmik ata ata anlatıp heyecanlı, düşündürücü, akan bir romana dönüştürmüş yazar. Anlatıp kitabın keyfini kaçıracak değilim.

Zifiri Karanlığı Yırtan Bir Süreç

Kaçak Köpek Biber de dahil olmak üzere yazarın yapıtlarının çoğunun manifesto değeri taşıdığına dikkat çekmek isterim. Kaçak Köpek Biber'de "ilkel ben"e hizmet eden, saldırgan, ertelenemeyen davranış örüntülerine teslim olmuş, buyurgan, şiddete eğilimli insanların yanı sıra sömürü düzenine karşı, çağdaş bilinç düzeyine sahip, yapıcı, akılcı karakterler de görüyoruz. Yaşamın aynasındaki bin bir yüzü bize gösteriyor Sertbarut.

Kitap hangisinin "iyi" olduğu konusunu çocuğa belletmek için kolları sıvayıp reçeteler vermiyor. Kimi ahlaki değerler masaya yatırılırken çocuk okurun düşünerek, demokrasi ikliminde nefes alarak karar vermesi önceleniyor. Yazar bütün bunları güler yüzlü (kimi zaman gülmece penceresinden bakarak) bir sevgi ortamında iletmeyi başarıyor. Metnin hızlı ve saydam anlatımı kolay okunurluğunu da beraberinde getiriyor. Biber'in yaşadığı süreç zifiri karanlığı yırtan bir süreç: hem kendini hem çevresini aydınlatıyor o. "Özgür ruhu, dolaşmayı seven dört ayağı, kokuları kodlayıp beynine yerleştirebilen hassas burnu ve kimi ısırması gerektiğini bilen güçlü dişleri vardı. Bu donanımı ile daha pek çok maceraya atılacaktı." (sf.99)

Biber kendini örgütleyen bir sistem hayal etmiş. Var oluş biçimi olarak bu hayalinin peşinden gitmiş, başarmıştır. Onun sesini kitabın ötesinden bir yerlerden de duyuyoruz. Polis köpeği olmak istemeyen Biber'in öyküsünü okuyan çocukların hepimizi esenliğe taşıyacak yaşamsal soruları sorup yanıtları bulacaklarından kuşkunuz olmasın. Biz çocuklar ve gençler için kalem oynatanlar okurlarımıza hep güvendik, güveniyoruz. Yaşam ve sanat birbirini tamamlarken kitabın sıcağında büyüyecek çocuklar. Onlar demokrasi coşkusunu nice öyküde okuyacak, düşünecek, düşleyecek, yaşama geçirecek...

Cumhuriyet kitap eki 11 Temmuz 2013

 

Özgül Kılınç - 13 Kasım 2013 soL Kitap

Miyase Sertbarut'un yazdığı Kaçak Köpek Biber özgürlüğün, sevginin  ve dik duruşun romanı

ZİNCİRLERİNİ KOPARAN MACERACI

Bu hafta size "Karabiber" adı konulan ama kısaca "Biber" diye çağrılan bir polis köpeğinin hikâyesini anlatmak istiyoruz.  Haliyle bir polis köpeğinin hikâyesinde değişik olan ne sorusunu sormanız mümkündür. Hemen yanıt verelim, Biber'i diğer polis köpeklerinden ayıran şey hem çok akıllı olması hem de artık duvarların dışına, özgürlüğüne koşmak istemesi. Burada hemen hatırlatma yapalım, Biber'in 'özgür' olmaktan kastettiği şey polis köpeği olmaktan kurtulup bir başkası tarafından sahiplenilmek değil, aksine tüm zincirlerinden kurtulmak. Biber'in tüm isteği komutlarla yaşadığı bir dünya yerine kendi kararlarını verebildiği, kendi biçimlendirdiği bir dünyaya doğru koşmak. Peki kolay mı bu? Elbet göründüğü kadar basit değil hiçbir şey.

Biber'in eğitim merkezinden kaçması sevgi dolu bu köpeğin hem arkadaşlarını bırakması hem alıştığı eğiticiden ayrılması hiç kolay olmadı. Ama zincirlerini koparmayı aklına koyan Biber "Çelik olsa dayanmaz ruhun keskin ışığına." dedi ve bunca zorluğa rağmen çelik tellerle çevrili eğitim merkezinden üstün gayretle kaçmayı başardı. Esas macera elbette bu kaçıştan sonra başladı. Ne mi oldu? Özgür ruhlu köpeğimiz Biber önce Kurtuluş Parkı'nda diğer sokak köpekleriyle tanıştı. Tesadüfen tanık olduğu bir eylemde kendisi gibi özgürlüğü, zincirsiz bir dünyayı savunan "parasız eğitim" isteyen öğrencilerden biri olan Gül'ü kurtardı ve pek çok badire atlattı.

Bu hızlı macerada Biber'e destek olan köpek arkadaşlarını, yürekli güvercinci amcayı, eşi ve oğulları Barış'ı, önlerinde polisten de fazla barikat kuran ve her durumdan vazife çıkaran 'muhbir vatandaş' Yıldız Hanım'ı da arada analım. Kahramanlarla detaylı bir tanışmayı ve hikâyenin sonunda Biber'i nasıl bir gelecek beklediğinin cevabını da küçük okurlara bırakalım. İyi okumalar.

 KAÇAK KÖPEK BİBER'DEN TADIMLIK

...........

Bir sabah dikenli tellere yaklaştı. Önceden gözüne
kestirdiği bir yerdi burası. Telin altındaki toprağı kazmaya
başladı. Bunun zaman alacağını biliyordu, bu nedenle
sabah güneş doğmadan, görevliler ortalıkta dolaşmaya
başlamadan koyulmuştu işe. Yarım saat kazdı,
dikenli telin altından ancak bir tavşanın geçebileceği
kadar yol yaptı. Bu sırada yaklaşan Hırvat çoban kö-
peğini umursamadı, işine devam etti. Adı Pino’ydu çoban
köpeğinin. Biber’e bu ad öyle gülünç geliyordu ki.
Pinokyo’nun Pino’su... İri yarı polisler onu “Pino, Pino!”
diye çağırdığında yerlere yatıyordu gülmekten. Neyse
ki kimse anlamıyordu güldüğünü, sırtı kaşınıyor sanı-
yorlardı.
“Kemik mi saklayacaksın?” diye sordu Pino.
“Evet,” dedi Biber, “bir fil bacağı buldum da.”
Pino’nun gözleri büyüdü.
“Fil mi? Şaka yapıyorsun!

“Tabii şaka yapıyorum, fil bacağını sevmem zaten.”
diyerek eğlencesine devam etti Biber.
“Daha önce yedin mi sanki? Belki de güzeldir.”
“Saçmalama Pino, buradan gideceğim ben, onun için
kazıyorum.”
Pino’nun gözleri kederle doldu. Seviyordu Biber’i.
Kendisiyle alay etse de beğeniyordu onu; güzel köpekti,
farklı düşünüyordu, akıllıydı. Gitmesini hiç istemezdi.
“Nereye gideceksin? Burada keyfimiz yerinde. Yeme-
ğimiz, suyumuz var; yağmur, soğuk derdi yok.”
“Öfff, hepsi bu mu yani?”
“Daha ne olsun Biber? Yakında göreve de çıkarız, bir
haftamız kaldı eğitimin bitmesine.”
“Ben de onun için gidiyorum ya, sonra belki kaçamam.
Pino, anlasana ben polis köpeği olmak istemiyorum;
komutları sevmiyorum, tasmayı sevmiyorum.
Beni lafa tutma da şurayı biraz daha genişleteyim.”
Pino için artık itiraf saati gelmişti.
“Biber, ben seni seviyorum.”
Tırnaklarıyla eşelemeyi sürdüren Biber durdu o zaman.
Aslında bunu hissetmişti. Pino ne zaman yanına
yaklaşsa ondan değişik bir koku alıyordu. Ama görmezden,
duymazdan gelmişti onun bu hallerini. Dönüp
baktı arkadaşına. Ağladı ağlayacak gibi mahzundu
Pino’nun gözleri.
“Ben sana göre değilim Pino, ben özgürlüğümü seviyorum.”
Bir umut ışığı yandı Pino’nun gözlerinde.

“Ben de geleyim seninle. İkimiz birlikte…”
Hayır hayır, kesinlikle olmazdı bu. Pino narin bir kö-
pekti, azıcık koşsa dili dışarıda, bir gün yemek yemese
bacakları titrer.
“Sen yapamazsın Pino, senin başka bir ruhun var.”
“Ama, seni seviyorum.”
Ah bu kızlar… Köpek de olsa, kurt da olsa, insan da
olsa kızlar hep aynıydı. Seviyorlardı, evet bu güzel bir
şeydi, ama sevdikleri için kendileri olmaktan bile vazgeçiyorlardı.
“Saçmalama, beni sevdiğin için istemediğin bir hayat
mı yaşacaksın? Bu yola yalnız gideceğim Pino. Hadi
şimdi git n’olur, görevliler uyanmadan işi bitirmeliyim.”
Pino, uzaklaşırken dönüp dönüp baktı Biber’e. Acaba
bir kez olsun bakar mı arkamdan diye. Biber bakmadı;
aklında bin bir heyecan, kazdı durdu toprağı.