Site Menüsü

KAPİLAND'IN KARANLIK YÜZÜ

Kapiland’ın iç yüzü
Kapiland’ın Kobayları’nda GDO’lu ürünlerin insanlık adına nasıl bir yok oluşu işaret ettiğini anlatan Miyase Sertbarut, Kapiland’ın Karanlık Yüzü’nde daha da derinlere iniyor. Fırsatlar ülkesi Kapiland’ı ziyaret eden Marjinal ve Mehtap’ı bakalım gerçeğin hangi yüzü bekliyor?

Kapiland, Tudem okurları için tanıdık bir yer olmalı. Onun temsil ettiği “kötülükler” de bizim için tanıdık.Kapiland’ın Kobayları’nda GDO’lu ürünlerin bizler ve gezegenimiz adına nasıl bir yok oluşu işaret ettiğini konu alan Miyase Sertbarut, okurlar tarafından sevgiyle karşılanınca; dünyanın jandarmalığına soyunan Kapiland’ın kendini hangi koşullarda var edebildiğini tüm açıklığıyla ortaya koyduğu bir roman daha kaleme almış. Üstelik hemen hemen herkesin bu kurgunun dayandığı gizli/açık göndermelerin adresini biliyor ya da sezinliyor olmasının önünü kesmeden, rahatsız etmeden okuru, “Evet, tam da tahmin ettiğin, tanık olduğun, hatta tam da ortasında yaşadığın gibi!” diyerek gündelik yaşamımızın bir eleştirisini de beraberinde önümüze koyarak.

İlk kitapta (anti-row şurubunu engelleyerek) egemenlerin oyunlarını bozan Aydınlıkevler Lisesi öğrencileri Marjinal (Hayri) ve Mehtap, Kapiland’ın Karanlık Yüzü’nde de kitabın asıl özneleri olarak karşımıza çıkar. Orwel’in “big brother”ına atıfla söylersek, kapalı kapıların ardındaki güçlerin, her dakikalarını takibe alarak gözlediği, ıslah edilmek üzere seçilmiş bu “aykırı” liselileri, “sözde sınav” düzeneğinin sonucunda “kazanılmış bir zafer” mizanseni ile Kapiland’a getirtmesiyle gelişen olaylara bizler de katılırız. Bu büyük devletin kumpaslarını maddelemek okur için kolay olacaktır. Nitekim sürekli değişen eşyalara sahip olmak adına bankalara borçlanan ve hayatını kredi borçlarını ödemek üzerine kurarak birer gönüllü köleye dönüşen insanların ülkesidir Kapiland. Evsizleri gettolarda tutan, o sınırın dışına her çıkışında onlara görüntü kirliliği yaratan bir mahlûk muamelesi yapanların ülkesidir, bilim insanlarını itibarsızlaştırıp kendi deneyleri için kullananların ülkesidir ve aykırı olanların derhal yok edilmesi için tereddütsüz imha kararları alabilenlerin ülkesi! Kapiland sözcüğü tesadüfen oluşturulmuş değil. Gösterinin merkezi olan Disneyland’ın dünyasına bir göndermesi olduğunu düşündüğüm bu sözcük kapital/izm çağrışımının çok ötesinde bir şeffaflıkla duruyor. 

Kapiland’ın varlığını sürdürebilmesinin önkoşulu, KGK (Küresel Güven Kurumu)’nın amaçlarında açıkça belirtilir: “Dünyadaki tüm halkların Kapiland’a karşı sevgi duymasını sağlamak”! Bu sevgi! talebi o kadar şiddetlidir ki sözgelimi, Hiroşama’daki atalarının yanarak yok olduğu topraklardan gelen Japonlar, gülümseyerek bu büyük ülkenin ışıltılı başkenti Marshall’ın fotoğraflarını çekmektedir. Kapiland’ı yönetenler tarafından, dünyanın sevgi talep edilen tüm halkları ağır gözlem altında tutulmaktadır diğer yandan. Başkan Buo ve yardımcısı Sagar arasındaki örtük iktidar mücadelesinde kendini hissettiren entrika çizelgesi, ülkenin bir dünya devleti ideali içerisindeki oluşuna dair de mikro bir örnektir.

Miyase Sertbarut’un ince dokunmuş kurgusunda dışarıda kalan bir şey bulmak neredeyse imkânsız. Çalışılmış ve bir petek gibi doldurulmuş bir eser Kapiland’ın Karanlık Yüzü. Aykırı yaşamak üzerine bir güzelleme aynı zamanda. Akıl ilkeleri ışığında düşünebilen −bir yandan birey olma mücadelesi içindeki− genç insanların, kendilerine yaldızlı bir dünya vaat edenler karşısında direnmesinin  göstergelerini taşıması bakımından da okunası bir kitap. Göz boyayıcı ve hazırlanmış, sınırları dışına çıkılmayacak bir gezi tasarımıyla sarmalanan gençlerden beklenen tek şey: Kendi ülkelerine döndüklerinde bu ışıltılı ülkenin ne denli barışçıl, demokrasi taşıyıcısı, insanların hayallerine önem veren ve gerçekleştirmeleri için onlara iş imkânı tanıyan bir ülke olduğunu anlatmaları. İki sevgili, Marji ve Mehtap ülkeye döndüklerinde Kapiland ve onu yönetenler için bir sürpriz hazırlamış olabilirler mi acaba?

 Kitabı büyük bir süratle okuyacağına inandığım okurların dikkatinden kaçmayacak birkaç eşleşmeyi daha belirtmek isterim: Diğer başkana kıyasla daha sıcakkanlı ve daha az savaş isteyen Kapiland başkanı Truman’ı, günümüzün popüler siyahi başkanına benzetsek mi? Persia’da demokrasi yok, oraya demokrasi götürmeye gideceğiz diyerek başka halkların yaşadığı topraklara fütursuzca giren Kapiland’ın yerine hangi ülkeyi koysak? Bu sorular eşliğinde genç okur düşünecek, tarihe ve günümüze dair sorularını çoğaltacaktır, diye umuyorum. O zaman aykırı yaşamak güzelliğimizin, aklımızın himayesinde bir yaşamak olacak, çoğalacağız

Betül DÜNDER İyi Kitap sayı 57, 2013

Kapiland’ın Karanlık Yüzü
Miyase Sertbarut
Tudem Yayınları, 160 sayfa


TANITIM BÜLTENİNDEN
Kapiland’a iki bilet lütfen!

Kemerlerinizi sıkı bağlayın: Dünyanın “en güçlü”, “en saygın”, “en çok turist çeken” ülkesi Kapiland’a yolculuğumuz başlıyor…

Çocuk ve gençlik edebiyatımıza başyapıt değerinde sayısız eser kazandıran Miyase Sertbarut’un, yayımlandığı günden bu yana çok satanlar listesinde yer alan ödüllü romanı Kapiland’ın Kobayları, maceraya kaldığı yerden devam ediyor!..

İlk kitapta; sözde şiddet önleyici olarak sunulan anti-row şurubunun gençler üzerindeki olumsuz etkilerini açığa çıkararak dünya devi Kapiland’a meydan okuyan cesur kahramanlarımız Marjinal ve Mehtap’ın başları yine belada. Hileli bir sınavla Kapiland’a davet edilen ikilimiz, Kapiland’ın yeni bir oyunu ile karşı karşıya… Üstelik Kapiland’ın başkanı bu kez gözünü karartmış durumda. Kapiland gerçekten bir fırsatlar ülkesi mi? Yoksa iki kafadarımız tuzaklarla dolu bu gezinin sonunda her şeyden memnuniyet duyan ve hiçbir şeyi sorgulamayan aptal birer zombi olarak mı dönecekler ülkelerine?..

Kapiland serisinde; kapitalist ülkelerin ticaret adı altında gelişmekte olan ülkeleri içten içe sömürmeye çalıştıkları bir siyasi düzeni eleştiren Miyase Sertbarut, okurlarını, gerçeğin peşine düşen iki öncü gencin izinde, yaşadıkları dünyanın görmekten vazgeçemediği pembe rüyadan uyandırmaya davet ediyor…
...............................

MUAMMER KARABIÇAK
6 şubat 2014   http://www.otekiyuz.com

Miyase Sertbarut
‘un “Kapiland’ın Kobayları” kitabını büyük bir iştahla ve büyük bir zevkle okumuştum. “Kapiland’ın Karanlık Yüzü” kitabının çıktığını öğrenince de çok mutlu olmuştum. Çünkü çok beğendiğim bir kitabın devamı niteliğinde olan bir kitap yazılmıştı. En kısa sürede bu kitaba ulaşma yollarını aramaya başladım. Aklıma hemen seri kitaplar ya da filmler geldi. Seri olan neredeyse hiçbir eserde birincinin tadını bulamadığımı düşündüm. Sonra bu kötü düşünceyi hemen aklımdan silmeye çalıştım. Nihayetinde kitaba ulaştım ve bir çırpıda okudum kitabı yine. Güzel bir devam kitabıydı kesinlikle.

Kapiland’ın ülkemiz çocuklarına verdiği zarar yavaş yavaş ortadan kalkmış, her şey artık eski haline dönmüştü. Kapiland’ın, bu tutumundan sonra ülkemiz ile Kapiland arasında ipler kopma noktasına gelmiş ama çabalar sonucunda ilişkiler biraz düzelmeye başlamıştı. Kapiland yetkilileri, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha iyiye gitmesi için ülkemizde bir sınav yapmaya karar verirler. Sınav sonucunda da Marjinal ve Mehtap sınavı kazanacak, Kapiland gezdirilecek ve sonra çocuklar ülkelerine döndüklerinde Kapiland’ın güzelliklerini anlatmaya başlayacaklardı. Yani sınavın sonucu daha yapılmadan belliydi.

Marjinal bu sınava girmeye pek hevesli değildi ama Mehtap sınavı kazanıp Kapiland’a gitmek istiyordu. Hatta bu sebeple araları bile bozuldu. Marjinal, sınavın kendisinin için yapıldığını sezmişti ama Mehtap’ı kendine inandıramamıştı. Sınav sonucu açıklandığında kazanan Mehtap ve Marjinal’di.

Kapiland’a indiklerinde onları karşılayan İsmail Sırma idi. Babası Türk olan İsmail, onlara Kapiland’ı gezdirmekle sorumluydu. Her şeye kuşkuyla yaklaşan Marjinal, İsmail’i hep tersliyor ve ona içinden çıkılmaz sorular soruyordu. Nereleri gezmişlerse Marjinal’in fikirleri değişmiyordu. En sonunda Kapiland’ın “Karanlık Yüzü” gerçekten devreye girdi. Kapiland’ın Karanlık Yüzü, Profesör Baha’dan çocukların beyinlerine her şeye ve herkese sempati duyacakları operasyonu yapmasını istediler. Profesör Baha, bir Türk bilim adamının oğluydu. Babası genç yaşta Kapiland’a gelmiş, yıllarca buraya hizmet etmişti. Profesör Baha da Kapiland’a yıllarca hizmet etmişti ama şimdi ondan kendi ülkesinin evlatlarına kötülük yapmasını istiyorlardı. Profesör Baha, bunu yapmadı ve çocuklarla iletişime geçti, çocuklarla anlaştı ve çocukları kurtardı. Profesör Baha, çocukların beynine zarar vermeyecek bir sıvı zerk etti. Çocuklar da Kapiland’dan ayrılana kadar sempati hormonu almışlar gibi her tarafa gülücükler saçarak ve alışveriş çılgınlığı yaparak zamanlarını geçirdiler. Çocukların bu halini gören Kapiland’ın Karanlık Yüzü, Profesör Baha’yı ödüllendirdi ama çocuklar Türkiye’ye döndüklerinde profesörün ödülünü aldığından tam emin olduktan sonra büyük bir basın açıklaması yaptılar. Başlangıç itibari ile büyük olmasa da yankıları itibariyle büyük bir basın açıklaması oldu. Kapiland’ın maskesi Marjinal tarafından bir kez daha düşürülmüş oldu.

Kapiland’ın Karanlık Yüzü kitabında büyük bir kapitalizm ve emperyalizm sorgulaması var. Çocuklara, emperyalist yani yayılmacı politika uygulayan devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda başka ülkelere etkide bulunmaya çalışması çarpıcı bir şekilde anlatılmış. Yayılmacı bir devlet olan Kapiland, “Kapiland’ın Kobayları” kitabında kapitalist bir anlayışla diğer insanların ve kitabın kahramanları olan çocukların canını hiçe sayarak çocukları tüketmeye hem de çılgınca tüketmeye sevk etmiş ve Marjinal belki de yazarın çizmek istediği bir süper kahraman bu oyunu anlamış ve Kapiland’ın oyununu arkadaşları ve dedesinin yardımı ile bozguna uğratmıştır.

Yayılmacı devletler yenilgiyi tattıktan sonra öfkelenip pençelerini daha da çıkarırlar. İşte Kapiland’ın Karanlık Yüzü kitabında da bu pençeler Marjinal’in ve ülkemizin ensesindedir. Bize, dolayısıyla Marjinal’e bir ders vermek ister. Tabi ki yayılmacı devletler o hoş yüzleriyle (!) bunu yaparlar. Tıpkı üçüncü dünya ülkelerine “demokrasi” ihraç ettikleri gibi.

Plan hazırdır. Sonucu önceden belli olan sınav yapılacak ve Marjinal ve Mehtap Kapiland’a çağrılacak. Kazanmak için her şeyin mübah sayıldığı kapitalist düzenin içine düşen Mehtap ve Marjinal’e kapitalist düzenin bütün hoş ve güzel yönleri gösterilmeye çalışılmıştır ama özellikle Marjinal kuşkuyu hiçbir zaman bırakmamış çevresinde olup bitenleri hep sorgulamıştır.

“Kapiland’ın Karanlık Yüzü” kitabında kapitalist düzenin “Daha çok harca, daha çok çalış!” sloganı doğrultusunda insanların saatlerce çalıştığı, bu da yetmezmiş gibi iki, üç işte köle gibi çalıştığına şahit oluyoruz. İnsanların düşünmekten, sorgulamaktan uzaklaştığını sadece yeni aldığı arabasının, televizyonunun ya da evin taksitlerini düşünen kapitalist sistemin çarkları arasında ezilen insanları görüyoruz. Marjinal’de insanların bu haline derinden üzülüyor, kapitalist düzenin “Sorgulamak ve kuşku yok!” sloganına inatla karşı çıkıp devamlı sorguluyor  Kapiland’ı.

Ülkemizde olan beyin göçünü de net bir şekilde ortaya koyan bu kitap da Mehtap ve Marjinal’i gezdiren İsmail’in babası bir tıp doktoru ve Mehtap ve Marjinal’e sempati sıvısı zerk edecek doktor ve onun babası da bir Türk’tür. Hepsi de emperyalist ve kapitalist bir devlet olan Kapiland için çalışmıştır.

Kapiland’ın hoş ve güzel yönleri Mehtap ve Marjinal’i etkilemeyince Kapiland’ın Karanlık Yüzü devreye girmiş ve sinsice planlarını yapmıştır. Profesör sayesinde kurtulan Mehtap ve Marjinal yaptığı basın toplantısında bütün yayılmacı devletlerin kapitalist sistemlerine inat “Kapiland’ın Kobayı değil, olan bitene kuşkuyla bakmayı bilen gençleriz.” demiştir. Yazar, bütün gençlerin olaylara kuşkuyla yaklaşan, sorgulayan gençler olmasını arzulayarak bu cümleyi sesini yükseltip söylemiştir, diye düşünüyorum.

Bu kitabı özellikle yedinci, sekizinci sınıf öğrencilerinin ve lise öğrencilerinin anlayarak, kuşku duyarak, sorgulayarak okuması taraftarıyım. Bu kitaba nüfuz ettiklerinde dünyayı daha iyi algılayabilecekleri kanısındayım. Sadece gençler mi? Yetişkinler de okumalı…