Site Menüsü

Bu bir vampir hikâyesi değil

EZBER BOZAN BİR “PLAZA”

 

Mavisel YENER

 

Bu bir vampir hikâyesi değil, ama kan emicilerin varlığını gösteriyor!

 

Ezber bozan bir kitabın gölgesindeyiz bu sıcak yaz gününde. Hakkâri’den Ankara’ya gelmiş, geçimini çöp karıştırıp atık toplayarak sağlayan bir aileyle tanışıyoruz Çöp Plaza’da. Yaşadıkları mahallenin adı Gülova olsa da orada yaşayanlar “Çöp Plaza” takmış adını. Çabucak benimsenmiş bu isim. O insanlar yaz kış, adım adım kenti dolaşıp çöp karıştırıyor, yarı aç yarı tok yaşıyorlar. Mahalledeki çok çocuklu ana babalar şanslı sayıyorlar kendilerini. Çünkü ne kadar çok çocuk varsa o kadar işe yarar çöp toplayıcısı var. “Demir, plastik, kâğıt, cam… işe yarayabilecek ne varsa taşırlardı yuvalarına.”(s,37)

 Çöp Plaza’nın pek yakınındaki seçkin site “Elit City” romanın önemli mekânlarından. Orası, yalıtılmış, fanus içine alınmış bir yer. Sitede yaşayan “elit”ler çocuklarına temiz bir yaşam alanı sağlayabilmek için her türlü konforu oluşturmuşlar. Çocukların tüm gereksinimleri siteden çıkmadan giderilebiliyor. Ev, okul, berber, alışveriş merkezi, eğlence mekânları, oyun parkları sitenin içinde. Çocukların sağlıklı büyüyebilmesi için her şeyi yapıyorlar. Koruyucu aşılar uygulanıyor; ülkede bulunmayan hastalıkların aşıları bile, her olasılık düşünülerek, yapılıyor. En ufak bir hastalık görüldüğünde hemen önlem alınıyor. Belleri silahlı güvenlikçiler siteye yabancıları sokmuyor; sokak kedilerine, köpeklere karşı bile önlem alınmış. Seçkin sitelerin üstünden kuş uçmuyor. Çünkü binaların çatılarında kuşları rahatsız eden, yön şaşırtan özel cihazlar var. Çocuklar parktan veya okuldan geldikten sonra belki virüs taşıyordur diye bakıcılar tarafından özel duşa alınıyor sonra evin içine geçiyorlar.  Ancak, son altı aydır yapılan incelemeler sonucunda korkunç bir bulgu elde ediliyor. Çocukların bağışıklık sistemi artık devre dışı! Bu tehlikeli duruma çözüm olarak kan nakli gerekiyor. Sağlıklı bireylerden alınacak kan, hasta kan hücrelerini şaşırtacak ve yeniden canlandıracak türden olmalı. İyi de, onca kan nereden bulunacak? Çöp Plaza’nın her türlü virüs ve bakteriye dirençli olan çocuklarından olmasın sakın? Romanın bundan sonrasını okurken gerçek kan emicilerle yüzyüze gelecek, şaşıracaksınız.

Yazarın kurguyu mutlu sona bağlamasını gerçekçi, inandırıcı bulmamıştım doğrusu. Meğer erken karar vermişim.  “Roman böyle ilerlesin isterdiniz değil mi sevgili okurlar? Mutlu bitsin bir masal gibi…” tümceleriyle sıçradım yerimden. Okura büyük bir sürpriz yapılmış, romanın sonu yeniden yazılmıştı. Bir kez daha şapka çıkardım MiyaseSertbarut’un kurgu yeteneğine.

Gerekçeleri farklı olsa da, Gülova Mahallesi Elit City’den, Elit City de Gülova Mahallesi’nden hoşnut değil. Gölova’da yaşayanlar siteden atık toplayamamaktan şikâyetçi. Zaten onların çöp öğütme makineleri var, bu yüzden hiç atıkları yok.  Çöp toplayamadıkları bu siteyi “işe yaramaz” buluyorlar. Korunaklı sitede oturanlar mahalleden pis koku yayıldığından, köpek havlamalarından, horozlardan, kışın yanan sobalardan şikâyetçi. O mahallenin kaldırılması için ellerinden geleni yapmaya hazırlar. Zaten, Elit City’nin sakinleri arasında yargıçlar, vali, polis müdürleri, belediye başkanı, başbakan, emekli generaller var. Herkes güçlü komşusu olsun istiyor. Böylece kendilerini daha yıkılmaz, daha yüce, daha ulaşılmaz hissediyorlar.

Ailenin küçük oğlu Fırat, hafta sonları babasıyla birlikte bitpazarına gitmeyi seviyor. Oradan bir liraya aldığı büyüteci, çöplerden bulduğu büyüteçlerin yanına koyunca seviniyor. Büyüteç roman boyunca bir eğretileme olarak kullanılmış, sonuç bölümünde de farklı bir işlevi yerine getirmiş. Evin kızı Feride de kurbağa bibloları koleksiyonu yapıyor. Bunları biriktirmesi rastlantısal değil elbet. Bazen gizli gizli öpüyor onları, belki prens olurlar kim bilir…

Kitap, çerçöp içinde eşinen bu çocukların/ insanların hakları konusunda düşündürürken köyden kente göç sorununu da başarıyla işlemiş. “Keyfimizden gelmedik buralara. Köy mü bıraktılar, hayvan mı bıraktılar, ev mi bıraktılar… Açlık belasına geldik buralara.”(s,13) Ailenin çocuklarının çıkmazını birkaç tümceyle bakın nasıl özetliyor yazar: “Çalışmak daha iyi, liseye gidince ne olacaktı? Ha ne olacaktı? Hiiiç… Ya pazarcılık yapacağım ya güvenlikçi olacağım? Pazarcı olacaksam liseye gitmeme gerek var mı?”(s,14)

Sömürü düzeni, çocuk okurlara yalın bir dille anlatılmış. Çöp toplayanları sömürenlerden biri de toptancılar. “Toptancılar üçkâğıtçıydı. Gram gram toplanan kâğıtları, plastikleri eksik tartıyor, eksik para veriyor ya da sonra veririm diyerek vermiyorlardı.”(s, 51) Sömürü düzenine dâhil olanlara “Vampir” benzetmesi yapılıyor. “Bak şimdi, hurda depolarının sahipleri var mesela. Sonra şehrin çöplüğünü satın alan şirket var, bize çöp hırsızı deyip zabıtayı peşimize takan belediye başkanları var. Bunların hepsi vampir.”(s,62) Kitaptaki eleştirel bakış medyaya da yöneltiliyor. Gazetecilerin, Elit City’ye yaklaşamazken yoksulların kapısız avlularına babalarının bağı gibi dalıp izinsiz çekim yapmaları çarpıcı bir dille anlatılmış. “Çocukları yanyana dizip kendi senaryolarına, kendi mizansenlerine göre çekimler yaptılar. Murat flaş patlatıp duran gazetecilere eliyle ayıp bir işaret yapmasına rağmen aldırışsız devam ettiler işlerine.”(s,143)

Sağlık sistemi, kentsel dönüşüm sistemi ve adalet sisteminin yanısıra eğitim sistemi de sorgulanıyor satır arasında. “Bizler sorgusuz sualsiz kabullenen taraftayız. Biraz kafası çalışan herkes başına geleni sorgulamaz mı?” sorusuna minik Murat’ın yanıtı çarpıcı: “Soru yok! Soru yok! Okulda bize böyle öğrettiler.”(s, 80)

MiyaseSertbarut, İyi Kitap dergisinde Zarife Biliz’le yaptığı söyleşide ne güzel özetlemiş: “Çöp Plaza aslında başından itibaren alabildiğine romantik, alabildiğine anarşist, alabildiğine gerçekçi, alabildiğine hayalci bir kitap!”

“Vampir insan”lara hiçbir zaman bu romanda olduğu denli yakından bakmamıştım. Daha önce onlarla ilgili çok şey okudum. Ama ilk kez onları gerçekten tanıdığımı hissediyorum. Çocuklar heyecanlı, yarı fantastik bir roman okurken gerçekler karşısında sarsılacaklar. Çocuklarını fanuslarda büyüten aileler okutmasınlar!

www.maviselyener.com

*Çöp Plaza, MiyaseSertbarut, Tudem Yayınları, 152s, 2012, 10+