Site Menüsü

Kimsin Sen?

Deneyimin Önemi ve Empati   (İyikitap Gazetesi Mayıs 2011)

                           

Ayşegül Utku GÜNAYDIN

Miyase Sertbarut’un Kimsin Sen adlı romanı, ergenlikten yetişkinliğe adım atan Elif ’in deneyimlerini merkeze alıyor ve Elif aracılığıyla, aslında görünenin ne kadar aldatıcı olduğunu, tüm dünyanın, bizim sınırlı renk algımıza rağmen, aslında sonsuz bir çeşitlilik içerdiğini vurguluyor. 

Miyase Sertbarut’un Kimsin Sen adlı son romanı, genç bir kız olan Elif ’i merkeze alarak onun çevresinde gelişen olayları anlatıyor. Elif, kendini, varoluşunu ve çevresini sorguladığı, sorularının yanıtını bulmaya çalıştığı bir dönemden geçiyor. Büyümenin, yetişkinliğe adım atmanın sancılarını duyumsuyor. Nedenini bilmediği iç sıkıntıları var. Peki, büyümek sadece sıkıntıların sayısının artması, küçük olmak ise bireyden sayılmamak ve yetişkinler tarafından ciddiye alınmamak mıdır? İşte bu noktada Elif ’in kendisine, ailesine, arkadaşlarına bakışı, yaşadığı deneyimlerle birlikte değişiyor. Bu değişimin yaşanmasında deneyim kavramının büyük önemi var. Çünkü deneyim kavramı aracılığıyla algı, görünen “gerçek”, görünenin ardındaki ve kendini başkasının yerine koyabilmek gibi noktalar üzerinde duruyor Miyase Sertbarut. Elif ’in sorularının ve yaşama ilişkin kuşkularının arttığı bu zaman dilimi, kişinin kendini ve çevresini sorguladığı, zaman zaman her ikisine de yabancılaştığı, yolunu çizmeye hazırlanırken kendini ifade yollarını aradığı bir sürece işaret ediyor. 

Her şey annesi Nilüfer Hanım’ın, akşam çöpü kapı önüne koyacağı sırada, buruşturulmuş kâğıtların altından görünen bir tutam sarı saçın dikkatini çekmesiyle başlıyor. Saçları kesilmiş, giysileri yırtılıp yüzleri tükenmez kalemle boyanmış ve çöpe atılmış bu bebeklerin, kızı Elif ’e ait olduğunu anlamakta gecikmiyor. Artık işe yaramayacaklarını düşündüğü kırk kadar bebeği çöpe geri koyan Nilüfer Hanım, kızının zor bir dönemden geçtiğine kanaat getirip bu durumu eşi Ercan Bey’le paylaşırken, bebeklerin akıbeti bize romanda başka bir dünyanın kapılarını aralıyor.

BİR SON BİR BAŞLANGIÇ 

Sokaktan geçen kırk, kırk beş yaşlarında bir kadının yırtık torbadan sarkan bebeklerden birini görerek çöpe yönelmesi ve poşeti alıp kimseye görünmeme gayretiyle hızlı adımlarla gözden kaybolması, okurdaki merak duygusunu iyice körüklüyor. Bebeğin ince uzun tırnaklarına sürülmüş parlak renkteki ojelerin onu neden bu kadar heyecanlandırdığını ise ancak bu orta yaşlı kadının, yani İnci Hanım’ın dünyasına girince görebiliyoruz. İnci Hanım, aynı zamanda Elif ’in sınıf arkadaşı Mert’in annesi. Elindeki çöp poşetiyle eve adımını atar atmaz, makasını ve diğer aletlerini alıp geliyor. Bu ana-oğlun evine daha yakından baktığımızda, her biri farklı ayakkabı kutularının içine konmuş, oyuncak bebeklere ait kopmuş kollar, yüzler, ayaklar ve gözler olduğunu görüyoruz. Okur, Elif ’in büyüme sürecinin bir parçası olarak ıskartaya çıkardığı şeylerin, başka birinin hayatında yepyeni bir başlangıcın, yeni bir projenin ilk adımlarını oluşturmasına tanık oluyor. Aynı olayın başka başka insanlar için taşıyabileceği farklı anlamları görüyor.

Elif ise bu sırada bebeklerinden kurtulmanın hafifliğini duyumsuyor. Daha pek çok şeyden kurtulmak niyetinde, ama bebeklerden başlamanın başkalarına zarar vermeyecek, hem de kendi değişiminin zeminini hazırlayacak ilk adım olduğu inancında. Bebeklerini çöpe atmak Elif için bir erginleme ritüeli aynı zamanda.

GÖRÜNENİN ARKASI 

Pek çok kişi, Elif ’in öyküsünü okuduğunda, çocukluğunda buna benzer bir eylemi gerçekleştirdiğini fark edecektir. Kendi suratını, tıpkı bebeklerine yaptığı gibi fazladan gözler ve dudaklar çizerek boyaması ve kamusal alana bu şekilde çıkarak insanların tepkilerini ve kendi hissiyatını deneyimlemesi, Elif ’in arayış ve sorgulamalarına öncülük eden kişisel bir deneyim olarak sunuluyor. Ayrıca sınıfta öğretmenleri eşliğinde yaptıkları empati kurma deneyimi de romanda sonradan gelişecek olaylara bağlanıyor. Kuzeni Berna’nın bir kaza sonucu köprüden düşmesi ve bir süre yoğun bakımda kalması, Elif ’in bu empati deneyimini bizzat hayata geçirmesine imkân tanıyor. Bu süreçte de aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, yargılarımızın yaşamı algılamada ne kadar kısıtlayıcı bir unsur olduğunu keşfediyor.

 

Kimsin Sen?

Roman

Miyase Sertbarut

Kapak resmi: Zeynep Özatalay

Tudem Yayınları, 2011 nisan

126 sayfa