• https://www.facebook.com/profile.php?id=100007364988241
Site Menüsü

Miyase Sertbarut




Çocukluğumu ömrümün sonuna dek canlı tutabilmemin tek yolu çocuklar için yazmak sanırım. Kitaplarımda anlattığım her çocuğu yaşıyorum. Mutlu çocuk, mutsuz çocuk, seven çocuk, nefret eden çocuk, yaramaz çocuk, uslu çocuk, korkak çocuk, kahraman çocuk... Hepsi içimde ve hepsi yazdıklarımda.
 
Bana benzeyen ve bana benzemeyen insanları anlattım, size benzeyen ve size benzemeyenleri... Yakınlaştırmak istedim ötedekileri, uzaktan bakmak istedim yakınımdakilere, daha iyi görebilmek ve gösterebilmek için.

Dünya iyi bir gezegen olsun istiyorum. Bu da üzerinde yaşayanların iyi olmasıyla mümkün. İyi olmak ise başkalarını tanımak ve anlamaktan geçiyor. Başkalarını ve kendimizi tanımanın en iyi yolu da okumak.

Romanlar, öyküler, masallar okuyan her çocuk kendini başkalarının yerine koyabilmeyi öğrenir. Doğuştan varolan bencilliği kitaplarla azalır. Bencil, kıskanç, hırçın, doyumsuz insanların çoğalmasını istemiyorum. Bu olumsuz özellikleri giderebilecek en iyi ilaç çocukluktan başlayarak okunan kitaplardır.

..............................................

İLK İLHAM PERİM !  


Çocuklar için yazdığım ilk öykü Çukura Düşen Kurbağa'ydı. Beni kendi hikâyesini yazana kadar huzursuz etti. Hayalimde hep çukurun içindeydi, patlak gözleriyle, inip inip kalkan karnıyla başına neler geldiğini bilmediğim bir kurbağa... Ona karşı insan olarak sorumluluğumu yerine getirmediğimi düşündüm hep. Öyküsünü yazdım ve kurbağa beni rahat bıraktı. Öykü kısaca şöyleydi:

Okula giderken tarla yollarından geçmek zorunda kalan bir çocuk çukura düşmüş bir kurbağa ile karşılaşır. Onu kurtarmak için türlü yollar dener. Kurbağa zıplayarak çıkamayacak durumdadır. Kaldığı yerde açlıktan ölebilir ya da bir yılan aşağıya inip zavallı kurbağayı yutabilir. Çocuk uğraşsa da kurbağayı oradan çıkaramaz ve okula gider. Çıkış zilinden sonra kendini yine çukurun başında bulur. Kurbağa hâlâ oradadır. Kırık bir ağaç dalı bulup çukurun içine uzatır. Sabırla kurbağanın tutunmasını bekler. Bir süre sonra dal kıpırdar, kurbağa tutunmuştur. Çocuk dalı yukarı çeker, kurbağa çayırların arasına, kendi özgürlüğüne doğru uzaklaşır.

Çukurun başındaki çocuk aslında bendim ve o dalı uzatmayı akıl edememiştim. Belki kurbağa da dala tutunmayı akıl edemeyecekti, bunu bilemezdim. Bir çocukluk anısından yola çıkarak yazdığım bu ilk hikâye mutlu bitsin istedim.  İnsanlar başkaları için çukurlara dal uzatmalı gibi bir iyimserliğin peşinden gittim.

 

İLETİŞİM