Miyase Sertbarut
Çocukluğumu ömrümün sonuna dek canlı tutabilmemin
tek yolu çocuklar için yazmak sanırım. Kitaplarımda anlattığım her
çocuğu yaşıyorum. Mutlu çocuk, mutsuz çocuk, seven çocuk, nefret eden
çocuk, yaramaz çocuk, uslu çocuk, korkak çocuk, kahraman çocuk... Hepsi
içimde ve hepsi yazdıklarımda. Bana
benzeyen ve bana benzemeyen insanları anlattım, size benzeyen ve size
benzemeyenleri... Yakınlaştırmak istedim ötedekileri, uzaktan bakmak
istedim yakınımdakilere, daha iyi görebilmek ve gösterebilmek için. Dünya
iyi bir gezegen olsun istiyorum. Bu da üzerinde yaşayanların iyi
olmasıyla mümkün. İyi olmak ise başkalarını tanımak ve anlamaktan
geçiyor. Başkalarını ve kendimizi tanımanın en iyi yolu da okumak. Romanlar,
öyküler, masallar okuyan her çocuk kendini başkalarının yerine
koyabilmeyi öğrenir. Doğuştan varolan bencilliği kitaplarla azalır.
Bencil, kıskanç, hırçın, doyumsuz insanların çoğalmasını istemiyorum.
Bu olumsuz özellikleri giderebilecek en iyi ilaç çocukluktan başlayarak
okunan kitaplardır. ..............................................
Çocuklar için yazdığım
ilk öykü “Çukura Düşen Kurbağa” adını taşır. Bu kurbağa beni o öyküyü yazana
kadar rahatsız etti. Hayalimde hep çukurun içindeydi, patlak gözleriyle, inip
inip kalkan karnıyla başına neler geldiğini bilmediğim bir kurbağa... Ona karşı
insan olarak sorumluluğumu yerine getirmediğimi düşünüyordum hep. Öyküsünü
yazdım ve kurbağa beni rahat bıraktı. Öykü kısaca şöyleydi:
Okula giderken tarla
yollarından geçmek zorunda kalan bir çocuk çukura düşmüş bir kurbağa
ile karşılaşır. Onu bu çukurdan çıkarmak için türlü yollar dener. Çünkü kurbağa
zıplayarak çıkamayacak durumdadır. Orada açlıktan ölebilir ya da bir yılan
çukura kayıp kurbağayı yutabilirdi. Çocuk ne yaptıysa olmadı. Okul dönüşü kendini yine çukurun başında buldu. Kurbağa hâlâ
oradaydı. Bir dal uzattı çocuk ona, gizlendi ve kurbağanın kurtuluşunu bekledi. Bir süre sonra dal kıpırdadı, kurbağa kalan ömrünü özgürce tamamlamak için yabani otların arasına dalıp uzaklaştı. Aslında çukurun başındaki çocuk bendim ve o dalı uzatmayı akıl edememiştim. Belki kurbağa da dala tırmanmayı akıl edemeyecekti, bunu bilemezdim. Kurbağanın hayaleti yıllarca huzursuz edince beni öykü mutlu bitsin istedim. Bunu okuyan çocuklar başka canlılar için çukurlara dal uzatabilir gibi bir iyimserliğin peşinden gittim.
Miyase Sertbarut

Miyase Sertbarut Kimsin Sen? 
Bir Dilek Tut Sisin Sakladıkları . Altın Avcıları Plajda Tuna'nın Büyülü Gemisi Kırmızı Kartal Akvaryumdaki Denizkızı  Kırmızı Başlıklı Ispanak |